Çin Halk Cumhuriyetinde Konut Politikaları

Çin Tarihçe

Binlerce yıl süren hanedanlar yönetimi, 1912′de milliyetçilerin yönetimi ele geçirmesi ile son bulmuştur.1949′da milliyetçileri yenmeyi başaran Komünist Çinliler (KÇP) Mao liderliğinde ülke yönetimini ele geçirmiştir. Mao, sosyalist bir devlet kurmak için çalışmaya başladı. Stalin’in ölümüyle ülkede bir süre daha özgürlükçü bir atmosfer hakim oldu. Ama zamanla Mao eleştirilere kapalı ve yoldaşlarına güvenmez bir çizgi çizmeye başladı. 1958 yılında başlattığı modernleşme hareketi ve endüstri ile ziraati birleştirmeyi öngören düzenlemeleri büyük başarısızlığa uğrayan Mao politik açıdan zor durumda kaldı. Bu başarısızlığı 1960′larda partinin Maoistler ve pragmatistler olarak ikiye ayrılmasına neden oldu. Mao bir süre arka plana çekilse de halk arasında kabul görmeyen biri olmaya devam etti. Fakat ülkenin kurucusu devrimi tamamlamak istiyordu ve hala özellikle ordu tarafından destekleniyordu. Bu nedenle “kültürel devrim” adıyla yeni bir dizi çalışmayla politik hayata aktif olarak geri döndü. Zamanla çevresindeki hemen herkesle arası açılsa da, 1976 yılında ölene kadar kültürel devrimine devam etti.

 

Kültürel Devrim
Mao kültürel devrim üzerine düşüncelerini “Küçük Kırmızı Kitap” başlığıyla yayınladı. Bu kitap, ordunun da desteğiyle,(tabi ordu içinde muhaliflere rağmen) kısa sürede milyonlarca kopya olarak çoğaltılarak halka dağıtıldı. Ona göre “kapitalist yol”u seçen herkese karşı bir çeşit savaş açan Mao, edebiyat ve sanat alanında da yoğunlukla propaganda içerikli sosyalist gerçekçilik akımını savundu.

Mao’dan Sonra
Çin Milli Kongresi, Şubat 1978’de, 1985 yılına kadar gerçekleştirilecek “Dört Modernizasyon Programı”nı kabul etti. Bu program ile; tarım, endüstri, bilim, teknoloji ve savunma alanlarının, 1985′e kadar çağdaş şartlara kavuşturulması öngörülmekteydi. Fakat, programın maliyeti 600 milyar doları bulmaktaydı. Bu maliyet Çin’i yabancı sermaye teminine yöneltti. Komünist Partinin Mart 1978′de Deng Şaoping’i Başbakan yardımcılığına seçmesi sonucu Çin, önce Japonya yanaştı ve iki devlet arasında Şubat 1978′de 60 milyar dolarlık bir ticaret antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Çin ve Japonya arasında 1937′den beri devam eden savaş halini de sona erdirmiş oldu. Ağustos 1978′de Çin ile Japonya arasında ” Barış ve Dostluk” antlaşması imzalandı ve Ekim 1978′de de Deng Şaoping Japonya’yı ziyaret etti. Böylece, Mao’nun ölümünden iki yıl sonra Çin, batıya açılmaya başladı. 1978 yılından itibaren de Amerika ile yakınlaşmaya başlayan Çin, bu ülkeden silah satın alımını başlattı. Bir başka deyişle halk tarafından hoş görülmeyen bu ticaret kızgınlık yarattı ancak bir devrime yol açmadı.

 

Konut Politikaları
1840-1949 Çin’de konut politikalarının gelişmesinde önemli bir dönem olarak tarihte yerini alır. 19. yy da sosyal reformlar konutlaşma politikalarının gelişmesini önceki dönemlere göre çok farklı bir yönde etkiledi. Bu dönem aynı zamanda Çin’de feodal rejimin yerini yarı feodal yarı sömürge bir yönetime bıraktığı bir zamandı. İlk şehirleşmeler de bu dönemde baş gösterdi. Bununa birlikte yeni yerleşmeler Çin’deki geleneksel konutlar mimarisinden çok farklıydı. İnşaat yöntemleri, yatırımlar, mimari formlar, yerleşim modelleri ve yapı teknolojileri büyük bir değişime uğramıştı. Bunu takip eden bir yüz yıl boyunca bu gelişmeler ülkedeki ilk kent formlarından başlamış ve en sonunda Çin’in sosyal ve ekonomik yapısına uyum sağlamış bir dokuya dönüşmesine giden yolu oluşturmuştur. Bu süreç içinde Çin’de konut politikaları iki yönde gelişti. Bunlardan ilki geleneksel konutları yeni ihtiyaçlara göre modernize etmek diğeri ise batıda görülen kentleşme tarzını Çin’deki yaşam tarzına uydurmaktı. Bununla beraber bu derece geniş ve kalabalık bir ülkede sosyal ve ekonomik gelişmişlik seviyeleri de bölgeler arasında farklılık göstermesi kaçınılmazdı ve bu da yürütülen politikaların bölgelere göre farklılık göstermesine sebep oldu.

 

Refah sağlama dönemi 1949-1978
Çin’in geleneksel konutlandırma sistemi konutlandırma yatırımı ve temini alanında oldukça yerleşik bir planlama sistemi ile oluşturulmuştur: Konut dağıtımında katı yönetimsel kontrol ve konut tüketiminde refah politikası. Konutlandırma kuruluşlarının düzenlemeleri ve işçilerin maaşları devlet tarafından belirleniyordu. Öte yandan devlet bütçesi tarafından finanse edilen temel kapital yatırımların bir maddesi olarak değerlendirilen konutlandırma yatırım fonları çeşitli devlete bağlı kurum ve kuruluşlara bölüştürülmekteydi( daha sonra iş bölümleri olarak belirtilecektir) daha sonra konutlar işçilere tahsis edilmiştir.
Konutların sahibi daha sonra devlet ya da çalışma birimleri oldu. İşçiler yalnızca bazı sahiplik, kullanım ve yararlanma hakları elde ettiler; dağıtma hakkına sahip değillerdi. Kullanıcı- konut sakinleri yalnızca sembolik bir kira bedeli öderlerdi. Kira bedeli o kadar düşüktü ki hükümet konutlandırma hizmetleriyle ilgili bakım ücretleri ve diğer harcamaları finanse etmek durumunda kaldı. Bu sebeple konut yatırımları devlet kaynaklarına bağlı tek yönlü bir kapital akış haline geldi. Akış devletten devlete tek yollu bir biçimde olarak işliyordu. Öte yandan düşük kira politikası talebi artırdıkça artırdı ve konut sakinlerini daha iyi konutlar için harekete geçirdi.
Ne var ki konut tahsisi adil bir şekilde yürümüyordu. Bir kimsenin konut tahsisi şansı o kişinin çalıştığı işe, işteki konumuna, hizmet süresine, ailedeki kişi sayısına ve mevcut ikamet yeri gibi ek faktörlere bağlıydı. Bu da konutlandırmada adaletsizlik ve bölünmeye neden oldu. Dahası konut tüketiminde istenmeyen davranışlar ortaya çıkmaya başladı. Bireyler konutları hükümetin sorumlu olması gereken refah etmenleri olarak değerlendirmeye başladılar.

Kapsamlı reform dönemi 1987- 1998
Deneme sürecinde elde edilen deneyimlerin sonuçlarına dayanarak hükümet konutlandırmanın ticarileştirilmesi sürecini geliştirmek için geniş kapsamlı önlemler aldı. Bu önlemler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1.Konut yatırımının yapısını değiştirmek: Devlet şahsi yatırımı teşvik etti ve konutlandırmanın devlet çalışma birimleri ve bireyler arasında paylaştırılabilmesi için yöntemler aradı.

 

2.Kira artışlarının yanı sıra hükümet işçileri toplu konut satın alımı konusunda teşvik etti. Toplu konutlar maliyet fiyatına ya da standart fiyata satıldı ve beş yıl sonra satış pazarına girmelerine izin verildi.

3.Konut fonlarını geliştirme ve iyileştirme: konut fonlarının kurulmasının öncelikli amacı düşük maaşlara ve çalışan maaşlarının azlığı konusundaki sorunları çözmeye yönelikti. Bu dönemde artan kiralar ve toplu konutların satılmasıyla çok miktarda fon sirkülasyonu sağlandı ve bu da konut yapımında sağlıklı bir döngü gelişmesine olanak sağladı. Ancak toplu konutların piyasadaki konutlardan daha düşük fiyatlara satılmasından dolayı toplu konutların satılması halen refah dağıtımına benzemekteydi. İşçiler halen toplu konut edinme şansını bekliyorlar ve hükümet konut yapımını finanse etmeye devam ediyor. Bu yüzden emlak piyasası oluşturmak zor görünüyor.

 

Tam fonksiyonlu emlak piyasası kurmak (1998-2002 )
Temmuz 1998’de hükümet konut sistemi konusundaki son reformla ilgili temel planı yayımladı. Amaç düşük, orta ve yüksek gelir guruplarına göre bir emlak piyasası kurmaktı: yüksek gelirliler emtia satın almalı, düşük ve orta gelirliler fiyatları hükümet tarafından sınırlanacak olan ekonomik konutları satın alacak ve düşük gelirliler hükümet tarafından sağlanan düşük kira bedelli evler kiralayacaktı. Hükümet artık halka konut tahsisinde bulunmayacak, yalnızca düşük gelirliler için düşük kira bedelli evler sağlayacaktı. Piyasa konut sakinlerinin taleplerine uyarlanacaktı.

Modern Dönem 2002-

2000 yıllarda ise Çin’in konut politikası birçok ülkede olduğu gibi rahatlığa ve konut sahipliğine dayalı bileşenlerden oluşmaktadır. Konut piyasası, diğer Avrupa ülkelerinden ve Amerika’dan oldukça farklı ve özgün bir işleyişe sahiptir.
Sistem; alt ve orta gelir grubuna konut edindirme amacıyla yatırımcıyı da teşvik eden bir model olarak hizmet vermektedir, projelerin desteklenmesi, yatırım maliyetlerinin düşürülmesi ile gerçekleşiyor, ancak yatırımcının karı %3 olacak şekilde sınırlandırılıyor ve herkesin alım gücüne uygun hale gelmesi için de genelde ticari binalardansa daha küçük apartmanlar yaptırılmaktadır. Yatırımcıların gerçek satış fiyatları, rayiç bedelin altında kalacak şekilde olması için kontrol edilmektedir. Bunun nedeni yatırımcıyı bir taraftan desteklerken, satışlarda da kullanıcıyı esir almalarını engellemektir. Hükümetin özel konut programı Jingji Shiyong Fang olarak adlandırılıyor ve hükümetin, bağışlanan arsaların gelirleri ile, vergilerde ve ödemelerde indirim yapılmasıyla, inşa aşamasında maddi destek sağlanmasıyla artan büyük yatırımlar yapılması sağlanmaktadır.
Pekin’de ticari konutların gelire göre pahalanması ve satın alınabilir konut projelerinin popüler hale gelmesi ile Hükümet de bu programa bazı standartlar getirerek satın alacaklar için öncelikleri belirlemiştir. Bölgede ikamet etme koşulu, ilk kez konut sahibi olma koşulu, konut alamayacak kadar maddi durumunun kötü olması ve gelirin yıllık 60.000 Yen’in altında olma zorunluluğu bu koşullardan bazılarıdır.

 

Konut idare fonu
2002 yılında Pekin’de kurulan fon, işyerinin sağladığı konut imkanından vazgeçen çalışanlar için kuruldu. Fon, maaş sistemiyle de eşleşen bir yapıya sahip. Direkt olarak konut sağlamaktan ya da çalışanlara düşük bir maaş ödemektense programın amacı kamu sektöründeki çalışanlara konut piyasasında yardım sağlamak, gelirlerine uygun konut bulmalarına yardımcı olmak ve bu amaçla maaşlarını artırmak. Bu fon birçok amaçta kullanılabiliyor; konut satın alma, inşa etme, bulunduğu konutu iyileştirme gibi.
2004 yılında Çin’de de Türkiye’deki gibi konut fiyatlarında ani bir artış görüldü. Bu nedenle Mayıs ayında hükümet tarafından artan fiyatları durağan hale getirmek amacıyla birtakım çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalarda öncelik, sektörde haddinden fazla yapılan yatırımları engellemek ve konut fiyatlarınındaki ivmenin artışını zayıflatmak oldu.

Sonuç
Çin’de 1940’lı yıllarda ilk önce sıkı devlet kontrolünde başlayan konut politikaları, artan konut talebini devletin tek başına karşılayamaması sonucunu doğurdu ve1970’lerin sonlarına doğru bir deneme süreci yaşandı ve bu süreçte elde edilen deneyimler 1987 yılı itibariyle konutlaşmanın ticarileştirilmesinde kullanıldı. Bu gelişmeler 1998 yılından sonra devletin sadece alt ve orta grubun konut edinmesi için konut ürettiği, bunun dışında şahsi yatırımların, toplu konut projelerininin desteklendiği, özel sektörün hakimiyetinin arttırıldığı bir politikaya dönüşür. Bir cümleyle özetlemek gerekirse sosyalist politikalardan liberal politikalara bir geçiş söz konusudur.

 

Yayınlayan

Faik Köktemir

Küçükken sıklıkla nah çektiğim için bugün şehir plancısı oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir