Kentlerimiz Afetlere Ne Kadar Hazır? – Röportaj Şehir Plancısı Murat Aydın

şehir plancısı murat aydın ile ilgili görsel sonucu

Son 15 gün içerisinde Merkez üssü İstanbul olan 2 büyük depremin ardından herkesin birbirine sorduğu soruyu iki şehir plancısı olarak konuşmaya karar verdik ben sordum Şehir Plancısı Murat Aydın cevapladı. Keyifli okumalar efendim

  1. Kentsel dönüşüm ya da kanundaki ismiyle Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi kavramları ne ifade etmesi gerekiyorken ülkemizde ne ifade ediyor?

Kentsel dönüşüm kavramının ne ifade etmesi gerektiğini Kanun “Uygulama alanına yönelik olarak yapılacak planlarda alanın özelliğine göre; Afet risklerinin azaltılması, fiziksel çevrenin iyileştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi, sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması, enerji verimliliği ve iklim duyarlılığı ile yaşam kalitesinin artırılması esastır.” diyerek açıkça anlatıyor, ancak biz kentsel dönüşümü yapısal dönüşüm olarak algıladığımız ve kısa vadede kâr elde etmeye odaklandığımız için yaşadığımız yeri dönüştürüp gerisini boş veriyoruz, bunu da sosyolojik ve sosyoekonomik onlarca sebebe bağlayabiliriz.

İnsan sevdiğine kıyamaz; demek ki biz ya şehirlerimizi sevmiyoruz, ya da parayı daha çok seviyoruz.

  1. Ecnebilerin Urban Transformation diye ifade ettiği ve gayet başarıyla uyguladığı modelleri biz neden uygulayamıyoruz?

Şehir plancıları yokmuş gibi davranıyoruz, en büyük sebebi bu. Kenti dönüştürme hedefiyle yola çıkıp planlama ayağını göz ardı edince varılan noktada kendi içinde dahi sağlıklı yaşam kriterlerini sağlamaktan uzak yapılarla dolu bir şehirde buluyoruz kendimizi.

Süreçte yapılan en büyük hatalardan biri de kentsel dönüşümün devlet eliyle değil müteahhitler aracılığıyla yürütülmesi oldu, dolayısıyla şehrin gerçek ihtiyaçlarının gözetilmesi, risk arz eden bölgelerin yerinde dönüştürülmesi yerine düşük yoğunluklu alanlarda emsal artırımına gidilerek maksimum kâr elde etme odaklı bir dönüşüm modeli yürütülmüş oldu.

  1. Ülkemizde afet denildiğinde akla gelen en önemli iki afet çeşidi deprem ve sel, son İstanbul depremlerini de göz önünde bulundurduğumuzda Afet Riski altındaki alanların dönüşümü için, Deprem ne kadar daha beklemeli?

Bana kalırsa deprem yıkıcı olmadığı müddetçe bir fırsat olarak görülmeli, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçeceğimiz yok. Mümkünse beklemesin, bekleyecekse de 100 yıl bence makul bir süre.

  1. İstanbul’da dönüşüm bilimsel olarak doğru yerlerden başladı mı?

Sorunun cevabı evet olmakla beraber süreçte yapılan hatalar doğruları götürdü diyebilirim. Öte yandan ihmal edilen alanları da göz ardı etmemek gerek.

  1. Çok fazla gündeme gelen toplanma alanları kavramı nedir ? AFAD’ın sitesinde yer alan toplanma alanları mevcut nüfus için yeterli mi?

AFAD’ın sitesinde yer alan toplanma alanlarının çoğu belediyelerden gelen listelerle oluşmakta, kendi belirledikleri alanlar da var ancak bu alanların mevcut nüfusa ne nicelik ne de nitelik olarak yeteceğini söylemek mümkün değil. Bu ilçelerin fiziki yapısıyla da yakından ilgili, doğal sınırları olan ve yapılaşmamış alan barındırmayan yerlerde toplanma ve barınma alanları oluşturmak gerçekten çok zor.

  1. Son olarak belirtmek istediğiniz şeyler var mı?

25 Eylül’deki deprem unutmak üzere olduğumuz gerçeği tekrar yüzümüze vurmuşken özellikle kendi iç dinamiklerinin dönüşüme imkân tanımadığı ilçelerde merkezi hükümetin acil destek programı açıklaması gerek. İmar planlarının mevcut yapıların dahi dönüşmesine imkân vermediği yerlerde gerekirse açıkta kalan hisseler kamulaştırılmalı veya onlarca yıldır konuşulan ama uygulanmış bir örneği dahi olmayan imar hakkı transferinin yapılabilmesi için yasal düzenlemeler yürürlüğe konmalı.

Please follow and like us:
error

Yayınlayan

Faik Köktemir

Küçükken sıklıkla nah çektiğim için bugün şehir plancısı oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.