Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupalarının Bölgesel Kalkınmadaki Önemi

  1. OLİMPİYAT OYUNLARI
    Olimpiyat Oyunları, veya kısaca Olimpiyatlar, dört yılda bir yapılan geniş kapsamlı bir spor organizasyonudur.Antik şekli Eski Yunan’da yapılan oyunlar Fransız soylusu Pierre de Frédy, Baron de Coubertin tarafından 19. yüzyıl’ın sonlarında modernize edilmiştir.Olimpiyat Oyunları’nın yaz sporlarını içeren ve daha iyi bilineni olan Yaz Olimpiyatları, 1896′dan beri Dünya Savaşları istisnaları hariç her dört yılda bir yapılagelmiştir. Kış Oyunları ise 1924′te yapılmaya başlanmıştır ve 1994′ten beri Yaz Oyunlarının yapıldığı yıllardan iki sene sonra yapılmaktadır.
    1.1. Barselona Olimpiyatları

Barselona’nın oldukça iyi korunmuş ortaçağ mahalleleri Roma yerleşimlerinin üzerine kurulmuştur. Ortaçağ binalarının altında dikey Roma sokaklarının örnekleri görülebilmektedir. Ortaçağ kentindeki alan; eski kent merkezi peyzajının günümüzde de yaşamını sürdürmesine ve tarihsel devamlılığa en iyi örneği sunarken alan; dar sokaklar, patikalar ve küçük meydanların labirentiyle karakterize olmaktadır.
Kurumuş nehir yatağının kenarındaki ortaçağ bölgesinin güneyindeki alan, daha sonra yayalaştırılmış bir Rambla haline gelen El Raval bölgesidir. Burada ana kentin içinde yer almasına izin verilmeyecek kadar kirletici olan sanayilerin yer alıyordu.
El Raval kent surlarıyla çevrelenmişti ve sanayi devrimi sırasında fabrikaların ve yüksek katlı kiralık konutların inşa edildiği bir alan olmuştur. 1850’lerde Ildefons Cerda’nın I’Eixample’sinin genişletilebilmesi için kent surları yıkılmıştır. Cerda’nın planı kentsel planlamanın ilk örneğiyken, Cerda; Karl Marx ve dönemin diğer sosyal düşünürlerinden oldukça etkilenmişti.
I’Eixample ızgara plan dokusunu kullanarak planlanmıştı. Gelişme; Barselona’yı uzak kentlerle bağlayacak şekilde hızla yayılmıştır.
Örneğin Gracia alanı, Barselona kentsel gelişimi tarafından yutulmadan önce, İspanyanın en büyük dokuzuncu kentiydi. Cerda’nın gridindeki katı bloklar, burada rast gele düzenlenmiş dar sokaklara dayanamamış ve ortamdaki değişim oldukça dikkat çekici olmuştur. Gracia’daki pek çok sokak, küçük, iki katlı binalar ve küçük meydanlar serisinden oluşmaktadır.

.
1992 Olimpiyatları, kentin belki de Batı Avrupa’daki pek çok kentten daha radikal bir dönüşüm geçirmesine imkan vermiştir.
Bu sayede Kent Yöneticileri büyük altyapı projelerine yatırım yapma ve önemli kent içi sorunlarla savaşma imkanına sahip olmuştur. Kentsel yenileme; Nitelikli mimarlık, yeni müzeler ve otellerle birlikte planlı bir soylulaştırmayı içeren kültür güdümlü bir yaklaşımı izlemiştir.
1.1.1. Olimpiyat Köyü
Eski üretim endüstrisinin yer aldığı alan olan Poblenou kıyı bölgesinde de radikal dönüşümler gerçekleşmiştir. Terk edilmiş bu fabrika alanında Atletleri barındırmak için Olimpik köy inşa edilmiştir. Olimpiyat köyünün apartman blokları orijinalinde Cerda’nın öngördüğü hatlarla birlikte tasarlanmıştır ama günümüzde zemin katta planlanan ticari alanların çoğu boştur. Bunun sebebi Plaça Catalunya ve Zona Alta merkezi iş alanından uzak olması olabilir ama Barselona Belediye Başkanı Joan Clos için hektar başına 60 konut yoğunluğuyla Olimpiyat Köyü, kent planlanmasında yapılmaması gereken şeyin bir örneğini teşkil etmektedir.
Olimpiyat Köyüne bitişik daha yeni bir gelişme olan Diagonal Mar Hyper Toplumu, hektar başına 48 konutla çok daha düşük bir yoğunluğa sahiptir ve Urban Land Institute Mükemmellik Ödülünü almış olmasına karşın bir nevi kentsel gelişme felaketi olarak görülmektedir. Clos’a göre, bu tarz düşük yoğunluklu alanlar, kent duygusunun oluşturulmasına katkıda bulunmamaktadır. Belediye Başkanının kompakt, sürdürülebilir ve yoğun kent savunusunda, dışa doğru değil, yukarı doğru inşa etme, Ildefons Cerda’nın Eixample’si bir başarıdır. Eixample; yaşamın olduğu bir bölge yaratarak hektar başına 150 konutu içermektedir.
I’Eixample’deki yüksek nüfus yoğunluğu günümüzde bölgedeki canlılık duygusunun oluşmasına yardım etmiştir ve Barselona Konseyi, blokların avlularına, her dokuz bloğa bir tane olacak şekilde kamusal bahçeleri geri kazandıracak planları uygulamaya koymuştur. Bu; herkesin kamusal açık alanlara 200 metrelik bir çap içerisinde erişebilmesine imkan vermektedir.
Barselona’nın fiziksel genişlemesinin arkasındaki itici güç ekonomik büyümedir. Poblenou bölgesinde kalan fabrikalar ve atölyeler yeni teknoloji bölgelerine dönüşmeye başlamıştır. Güney Avrupa’nın yeni nesil senkrotronu kentin kuzeyine inşa edilmektedir. Avrupa’nın en büyük konferans merkezinin Evrensel Kültür Forumu alanında inşa edilmesiyle birlikte iş turizmi artış göstermiştir. Liman Akdeniz kruvazörlerinin yolcu alma noktası olarak işlev görmektedir ve İspanya’nın en büyük ve Avrupa’daki en dinamik sanayi bölgesi olan Zona Franca’ya bitişiktir.
Sanayi bölgesi, geliştirilen çeşitli altyapı projeleriyle büyük bir dönüşüm içerisine girmiştir. Sanayi alanı, kendi içinde serbest bölgeyi de içermektedir ve geniş çapta çok uluslu üreticiyi çekmektedir.
Kentin ekonomik gelişimi bazı açılardan çevrenin, özellikle de nehirlerin, harcanmasına neden olmuştur. Hem Besos hem de Llobregat nehirleri dönüşüm geçirmektedir. Bir dizi nehir kenarı park şimdilerde Besos nehrini çevrelemektedir ve korunacak doğa alanı ve yeni kumsallarla Llobregat’ın kaynağına yeni su arıtma tesisi inşa edilmektedir. Ancak yeni çelişkiler ortaya çıkmaya devam etmektedir. Havaalanın genişletilmesinin Llobregat Deltasındaki vahşi yaşama olumsuz bir etkisi bulunmakta ve hızlı tren linkinin inşası Barselona’nın kalan yeşil kuşağında oldukça zarar verici sonuçlara neden olmaktadır.
Değişik mimarisiyle (özellikle Antonio Gaudi’ninkiler) katedraller, opera evleri, tiyatrolar, müzeler ve pek çok ünlü sanatçıyla (Picasso ve Dali’de dahil olmak üzere) olan yakın ilişkisiyle Barselona oldukça sanatsal ve kültürel bir merkezdir. Aynı zamanda İspanya’nın kendi dili, gelenekleri ve ayrı bir kimlik anlayışıyla en farklı bölgesi olan Katalanya’nın da başkentidir. Kent içinde güçlü bir kentsel gururla ve her zaman Madrid’i gölgede bırakmak için rekabetçi bir kararlılığı vardır.
Bu nedenle Barselona Barselona ortaçağdan günümüze kadar kentsel gelişmenin mükemmel bir örneğini sunmaktadır. Kentin peyzajı geçmişinin ve bu günün net bir ürünüdür.
1.1.2. Barselona’daki Kentsel Çalışmalar
Kimse sadece korumayla yaşayamaz. Eğer yeni yapı yapılmazsa, kent ayakta kalamaz; hatta eski bile sürdürülemez. Her bir kentin, mevcut sembollerini yenilerle birleştirmede kendi formülünü bulması gerekiyor. Sonrası olmadan, eski yapıtlar sadece birer tekrar olur.
(Pasqual Maragall, 1982 – 97 Barselona Belediye Başkanı)
Günümüzde Barselona’nın yenilikçi kentsel planlaması uluslar arası camiada takdir toplarken, dünyadaki en başarılı kentlerden biri olarak tanınmaktadır. Barselona; planlamanın insanlar için yüksek kaliteli çalışma ve yaşama olanakları sunduğu yeni kentsel dalganın ön cephesine kendisini yerleştiren bilgi tabanlı ve enformasyon hizmetlerini sağlayarak, son on yılın ekonomik, çevresel ve sosyal dönüşümlerinde ayakta kalmıştır. Kısaca Barselona, kendisini ziyaret edenlere oldukça etkileyici kentsel çevre sunan bir kent haline dönüşmüştür.
Barselona’nın dönüşümünün temelleri kentin; 1859 yılından itibaren planlanmış 520 sokak bloğuyla bahçe kent yayılması L’Eixample Bölgesinde gerçekleşmiştir. Onun yüksek kaliteli mimarisi, eşitlikçi tasarımı ve erişim kolaylığı zamana karşı dayanmış ve günümüzdeki modern kent gelişmelerine bir model sağlamıştır.
Barselona’nın modern dönüşümü, 1992 Barselona Olimpiyatlarına hazırlıklarla başlamıştır. Gerek kent içi gerekse çeper bölgelerde kentsel çöküşün ciddi problemleriyle yüz yüze gelen plancılar kapsamlı bir yaklaşım geliştirmiş ve olimpiyatları kent genelindeki reformlar için bir araç olarak kullanmıştır. Olimpiyat hizmetleri, körfeze yakın terk edilmiş endüstriyel bölgede inşa edilen olimpiyat köyüyle ihmal edilmiş 4 bölgeye yayılmıştır. Olimpiyat Limanının her iki tarafında inşa edilen yapay altı plajın inşasıysa en büyük etkiyi yaratarak Barselona’nın tarihinde ilk defa gururla denizi kucaklamasını sağlamıştır.
Aynı zamanda sosyal kapasitenin iyileştirilmesine ve kente kötü suç şöhretini kazandıran marjinal sakinlerin temizlenmesine yönelik politikayla kent içi alanlarda radikal bir dönüşüm başlamıştır.
1.1.3. Barselona’nın Yenileşme Modeli
Uluslar arası etkinlikler; itibarı arttırmak, özel yatırımları çekmek ve kentin işgücünü motive ederek ona odaklanmak için kullanılmıştır. Etkinlikleri için inşa edilen binalar ve altyapı oldukça niteliklidir ve ikili bir amaca; etkinliklerin kendi içinde kısa dönemli kullanım ve uzun dönemde kentin çürüyen bölgelerinin yenileşmesi anlamında hizmet etmektedir.
-İnşaat sektöründe düşük ücretli göçmen işçilerin ve çoklu alt yüklenicilerin kullanımı
-Kentsel yoğunluk 20% azaltılmıştır.
– Erişebilirliği arttırabilmek için ulaşım altyapısına yatırım yapılması. Bu ekonomik ve sosyal aktive için fırsatları arttırmaktadır.
– Sosyal karışımı cesaretlendirmek için stratejik alanlarda yeni toplumsal açık mekanların oluşturulması. Bu açık alanlar, yeni bina gelişmeleri başlamadan çok önce oluşturulmaktadır
– Planlamada katı bir tutumdansa esnek bir yaklaşım
-Ticaret ve hizmet endüstrisinin kent geneline, canlı toplumlar kazanabilmek adına özellikle de kent merkezine yayma politikası;
– Yenileşme Projelerini yönlendirecek güçlü politik ve yerel liderlik
* Bu araştırma Geographyfieldwork sayfasından yararlanılarak hazırlanmıştır.
1.2. Vancouver Kış Olimpiyatı (2010)

Kent plancılarının işi olimpiyatlar başlamadan çok önceden başlamıştı. Çünkü inşaata başlamadan uzun zaman önce planlamaların yapılması gerekiyor.Tasarım aşamaları yıllar önce tamamlandı ve bu kadar kısa bir sürede inşaatların tamamlanması bitti. Özellikle de Sporcu Köyü, Olimpiyat Köyü gibi büyük ölçekli bir şeyin kısa vadede yükselmesi çok ilginç oldu. Bu tür şeylerin gerçekleşmesini ancak Olimpiyatlar gibi konular mümkün kılabilir.
Olimpiyatlardan geriye pek çok şey kalacak. Bunların en önemlisi havaalanını kent merkezine ve birkaç spor tesisine bağlayan yeni Canada Line metro hattıdır. Ama ayrıca Vancouver’ı daha da yaşanılası kılacak olan ve “kentin görünümü” olarak adlandırdığımız fiziki yapılar da var. Aslına bakarsanız kentin çeşitli yerlerine, kamusal alanlarla entegre olacak ve Olimpiyatlardan sonra da kenti daha çekici yapacak 6 milyon dolarlık kamusal sanat eseri yerleştirdik. Yani bir fiziki kent üreticisinin perspektifinden, geriye kalanların oldukça güçlü olacağını söyleyebiliriz. Politika üretenlerin perspektifinden ise Vancouver’ın genel iş ortamını büyük ölçüde değiştiren yeni tavırlar, standartlar ve politikalar kalacaktır. Ve Sporcu Köyü’nün yapılması sırasında öğrendiğimiz herşey kent genelinde bölgeleme, politika ve strateji üretme konularında yeni bakış açıları olarak bize geri dönüyor.
Sporcu Köyü gibi bir yer yaptığınızda onun bir model olmasını istiyorsunuz. Kanada’nın durumunda daha Sporcu Köyü tamamlanmadan önce kentin gelişimini bölgesel olarak etkilemeye başlamıştı. Pasif tasarım konusunda öğrenilen herşey bir pasif tasarım rehberi haline getirildi. Kentsel tarım, bölgesel enerji gibi pek çok konuda da aynı şey yapıldı. Ve bunlardan oluşacak yeni projelerin Sporcu Köyü’nden çok daha iyi olacağı belirlendi. Bir modelin gücü görüldü. Maalesef pek çok kent modeller üretiyor fakat yıllar içinde hiçbir şey gerçekten değişmiyor. Bu Kanada’nın burada başardığı ve korumak istediği olgu.
Vancouver’ın yeni tesisleri, özellikle de mimari konusunda yeterince iddialı olmadığı yönünde endişeler oldu. Eğer en son Pekin’de gerçekleştirilen Yaz Olimpiyatlarındaki Kuş Yuvası ve Su Küpü gibi yapılarla kıyaslarsanız, bu tür bir yatırımla yarışmanın mali olarak sorumlu kentler için öldürücü olduğunu anlamak zor olmaz. Vancouver’ı tanımlayan şeyler güçlü bir sürdürülebilirlik etiği, kapsam, dayanışma ve sosyal ve çevresel sorumluluktur. Bu nedenle dünyayı yıldız mimarlar ve daha sonra kullanıp kullanamayacağı belli olmadığı dünya ölçeğinde mimari ile etkilemeyi hedeflenmedi.
Tüm tesisler sivil ve kamusal kullanıma derhal dönüştürülebilecek konumda. Olimpiyatların bittiği günün ertesinde tesislerimizin nasıl değerlendirileceği belirlenmiş durumda. Ve tüm bunlar da hali hazırda yaşanılası kenti daha da yaşanabilir kılma hedefinin bir parçası. Mimari olarak en etkileyici değil, en yeşil ve en kapsamlı Olimpiyatları yapmak için hazırlanmış bir kent olarak daha uzun bir yolları var. “Yeteri kadar sürdürülebilir ve kapsayıcı mıyız?” sorusunu insanlar yıllarca tartışacaklardır. Kent plancıları asla yeteri kadar sürdürülebilir olabileceklerini düşünmüyorlar. Mimarinin ne kadar göz alıcı olacağından çok aldıkları kararların sonuçları hakkında endişe duyuyorlar. Ve tüm bunları dünya ciddi bir ekonomik krizin ortasındayken gerçekleştirildi ve bu bile mali olarak sorumlu davranmanın önemini ortaya koyuyor.
Ve bunun sosyal konut ve ulaşım konularında da etkili olduğunu söyleyebiliriz.Çok büyük bir güven ve olgunluk olacak. Bü tür bir organizasyona ev sahipliği yapabildiğini görmek, hemen herşeyin başarılabileceğinin güvenini verecektir. Ekonomik olarak ise hem turizm hem iş artışı açısından çok büyük bir fırsat olacak. Fiziksel olarak ise kentsel doku için yeni modeller olacak. Olimpik Köy, Vancouver’da tek tip bir mimari olduğu fikrini de değiştirecektir.
İlk hedef bu kriz döneminde oyunlardan finansal olarak sağlam çıkmak. Fiziki kentsel yapı konusunda ise bu pek çok şeyi değiştirecek. Mimarlık, kentsel form, çevre formları, bölgesel enerji, yeşil çatılar, kentsel tarım ve kamusal alan tasarımında yeni bir seviye. Sadece Vancouver için değil, buraya bunu çalışmak için gelecek şehirciler ve mimarlar için de büyük bir fark yaratacaktır.
Bugün gelinen noktada olimpiyatların sadece bir sportif faaliyet olarak görülmesi mümkün gözükmemektedir.Devletler, kendi kentlerinin olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapması için gayret sarf etmektedirler. Bunda, uluslararası düzeyde devletlerin sahip oldukları prestijin artması, olimpiyat ruhunu hayata aktarmaktan daha önemli gibi gözükmektedir. Bu yüzden devletler, olimpiyat oyunlarına belirli bir kent ev sahipliği yapacak olsa da, bütün imkânlarını olimpiyat oyunlarının başarısı için seferber etmektedirler.Devletlerin yaptıkları sportif faaliyetler içinayırdıkları kaynakların, ilk başlarda pek gündeme getirilmeyen sorulara cevap arama çerçevesinde, yeniden sorgulanmasında yarar vardır. Örneğin, olimpiyat oyunlarına ayrılan kaynaklar, hem o ülke içinde hem de ev sahibi kentte ne türden eşitsizliklerin yaşanmasına sebep olmaktadır? Yine, olimpiyat oyunlarının bugüne kadar gelişmekte olan ülkelerde yapılmamış olması,ülkeler arasındaki adaletsizlik tartışmalarından bağımsız tartışılabilir mi? (Essex ve Chalkley, 1998: 202). Bu ve benzeri sorular, cevaplanmayı beklemektedir.Kanada’nın içinde yer aldığı gelişmekte olan ülkelerin, başta yaz olimpiyatları olmak üzere, büyük spor olaylarına ev sahipliği yapmak isterken, diğer ülke deneyimlerinden yararlanmasında, özellikle, bu faaliyetin ekonomik gelişmeye katkı sağlamak yerine bir külfete dönüşmemesine (Matheson ve Baade, 2004: 1096) azami ölçüde dikkat etmesinde yarar vardır. Olimpiyatlar,olimpiyat sonrası etkileriyle birlikte değerlendirilmeli (Hiller, 2006: 318); sadece “olay”a odaklanılmamalı, daha sonraki yıllarda kentsel alanın dönüşüm kapasitesi de dikkate alınmalıdır (Muñoz, 2006: 183). Olimpiyatların olumsuz etkilerini azaltmanın en önemli yollarından birisi, olimpiyatları var olan imkânlarla yapmanın yollarını aramak, ilâve yatırımlardan mümkün olduğu kadar kaçınmaktır (Gratton ark., 2006: 57). Yine, kamusal kaynakların denetlenmesine imkân veren mekanizmaların kurulması, hayati derece önemlidir (Owen, 2002: 335). Ayrıca, olimpiyat oyunları, yoksulları yerinden etmenin bir aracı olarak görülmemelidir (Hiller, 2006: 330). Kısacası, sürecin, sadece fırsatlar değil aynı zamanda tehditler de içerdiği akılda tutulmalı (Burbankark., 2002: 180); olimpiyatların bütün faydaları, bütün fırsat maliyetleriyle birlikte ele alınmalıdır (Austrian ve Rosentraub, 2002: 549).Özetle, olimpiyat oyunlarına ilişkin değerlendirmemiz, bir inşadan ibarettir. Nerede durduğumuz; ne gördüğümüzü, gördüğümüzü nasıl değerlendirdiğimizi büyük ölçüde etkilemektedir (Leonardsen, 2007: 16). Durum bu olmakla birlikte; en azından, başka bir yerde duranın ne gördüğü, gördüğünü nasıl yorumladığı üzerine kafa yorulmalıdır. Olimpiyat oyunları hakkında ancak bu şekilde sağlıklı bir değerlendirmeye ulaşılabilir. Bu çalışma, böyle bir çabanın ürünü olarak okunmalıdır.Bu çalışmayla yapılmak istenen şey, hayatımızın siyaset dışı gibi gözüken bir alanın bile ne kadar siyasal olduğuna dikkat çekmek, yaz olimpiyatlarının gerçekte ulusçu duyguların dışavurumu olarak ulus devletler tarafından desteklenen bir faaliyet olarak görüldüğü ileri sürülmektedir. Ulus devlet modeli, toplumsal hayatın tamamını ya doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol etme anlayışına dayanır. Olimpiyatları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Olimpiyat oyunlarına katılanlar da, ev sahipliği yapanlar da, yapmak isteyenler de, bu oyunları seyredenler de aslında küresel siyasetin labirentlerinde dolaştıklarını göz ardı etmemelidirler.
1.3 Olimpiyat Oyunlarının Ülkelere Sosyal ve Ekonomik Faydaları
1980 lere kadar ev sahibi toplumlara önemli bir ekonomik yük getiren büyük spor organizasyonları ( Örneğin :1976 Münih Olimpiyat Oyunları 692 milyar Sterlin) 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunlarından ( 215 milyon Sterlin kazanç ) itibaren önemli birer ekonomik kazanç kaynağı haline dönüşmüştür. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları 5.1 milyar dolar ekonomik hareketlilik getirirken aynı zamanda 77,000 yeni iş sağlamıştır.
Keimyung Universitesi, Kore den Ick-Keun Oh un “Effective Tourism Marketing Approaches to Sporting Events: Lessons from the 2002 World Cup” başlıklı sunusunda bu tür büyük organizasyonların ev sahibi şehre çok önemli TV tanıtım imkanı ( 6 milyar insan ve 190 ülke) yarattığı dile getirilmiştir.
Bu kısa süreli TV yayını sayesinde ev sahibi şehir turizm için cazip bir dünya şehri olduğu imajı yaratabilmektedir. Örneğin Atlanta 1996 Olimpiyat Oyunlarından sonra bir Dünya Şehri kabul edildi. Barcelona bugün hala Olimpiyat Oyunlarından miras kalan spor tesislerisayesinde uluslararası spor kuruluşlarının ve spor turistlerinin tercih ettiği bir şehir özelliğini taşımaktadır. Burada , TV den organizasyonu seyredenlerin nasıl gerçek turizm içine çekilebileceği önemli bir konu olarak ortaya çıkmakta ve bu doğrultuda pazarlama stratejileri uygulanmaktadır.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Genel Sekreteri Dr. Neşe Gündoğanın 28-29 Haziran 2003 tarihli Dünya Gazetesindeki demecinde göre :
Oyunların televizyon ve sponsorluk haklarının iyi bir pazarlama stratejisiyle satılmasının ardından 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları sonunda oyunların Güney Kalifornia ekonomisine yaklaşık 3.29 milyar dolarlık bir katkıda bulunması üzerine 1992 Olimpiyat Oyunları için o dönemde rekor sayılabilecek sayıda altı kent birden aday olmuştur.
Organizasyon Komitesi resmi raporuna göre, 1988 Seoul Olimpiyat Oyunlarını organize eden Güney Korenin 1988 yılındaki endüstri malları ihracatı bir önceki yıla oranla %28.3lük artış göstererek 60.67 milyar dolara ulaşmıştır. 1986 yılında 2,321 dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 1988de 3,728 dolara; yine 1986 yılında 953 milyon dolar olan gayrisafi milli hasılatı, 1988 yılında 1 milyar 561 milyon dolara yükselmiştir. Diğer taraftan Güney Koreyi 1988 yılında ziyaret eden turist sayısı bir önceki yıla oranla %23 artış göstererek 2,300.000e ulaşmış ve ülke ekonomisine 3 milyar 300 milyon dolarlık bir gelir sağlamıştır. Seoul Oyunları 1982 – 88 yılları arasında 302,000 kişilik ek istihdam yaratarak işsizlik oranının da düşüş göstermesine yol açmıştır.Olimpiyat Oyunları organize etmek için dört kez aday olup kaybetmesine rağmen yılmayan ve beşinci adaylığı olan 1992 Olimpiyat Oyunlarıyla bu şansı elde eden İspanyanın Barcelona kenti 1991 yılının ortalarına gelindiğinde Barcelona Avrupadaki en gelişmiş ve yaşanabilir kentler arasında sekizinci sıraya yükselmiştir. Ayrıca Barcelona Olimpiyat Oyunları 1986 – 1992 yılları arasında 326,301 kişilik ek istihdam yaratarak işsizlik oranının da büyük bir düşüş göstermesine yol açmıştır.1996 Atlanta Olimpiyat Oyunlarının 1991 -97 yılları arasında Georgia eyaleti ekonomisine katkısı ise 5.1 milyar dolar olmuş ve Oyunlar sonunda eyalet hükümeti 176 milyon dolarlık vergi geliri elde etmiştir. Atlantada oyunların alınmasından itibaren her yıl giderek artan iş istihdamı Oyunların yapıldığı yıl olan 1996da 77,000 kişiye ulaşmıştır.2000 Sydney Olimpiyat Oyunlarının etkilerine ilişkin yaptıkları araştırma sonuçlarına göre 1994 – 2004 yılları arasında Avustralyanın gayri safi milli hasılatına 7.3 milyar Avustralya doları eklenmiş ve oyunlar 150,000 kişilik ek iş istihdam yaratmıştır. Yine bu dönemde Sydneyi 1.3 milyon ek yabancı ve 174,000 yerli turistin ziyaret etmesi ve ülke ekonomisine 3 milyar Avustralya doları gelir getirmesi beklenmektedir. Sydney Oyunları Avustralyanın ticari işlemlerini de artıracak ve 1994-2004 dönemindeki ek ihracattan yaklaşık 3.5 milyar Avustralya doları gelir sağlanacaktır. Bütün bunların yanısıra, Avustralya dünya klasında spor tesislerine kavuşacak ve her zaman büyük uluslararası spor yarışmalarını en iyi şekilde organize edebilecektir.Olimpiyat oyunlarının televizyon yayını ve sponsorluk haklarını tüm dünyada çeşitli yayın kuruluşlarına ve şirketlere satan IOC, 2012 Olimpiyat Oyunlarının henüz hangi kentte yapılacağı belli olmamasına rağmen ABDdeki yayın haklarını geçtiğimiz hafta NBC televizyon kanalına 1,181 milyar dolara satmıştır ( 2008 Beijing ise 894 milyon dolar idi).
Televizyon yayın haklarından gelecek olan gelir 2012 Olimpiyat Oyunları organizasyonu yapacak kentin bütçe giderlerinin yaklaşık % 60ını karşılayacaktır. Bütçenin diğer yarısı ise bilet satışları, sponsor gelirleri ve hediyelik eşya satışlarından gelen gelirlerle denkleşecektir.
İstanbul, Olimpiyat Oyunlarını organize ettiği takdirde, oyunlar alındıktan organize edinceye kadar olan yedi yıllık hazırlık süresi içerisinde İstanbul Olimpiyat projesi çerçevesinde 1 milyar 772 milyon dolarlık doğrudan yatırım yapılacak ve oyunların televizyon yayın hakları, bilet satışı, sponsorluk ve hediyelik eşya satışı programından elde edilecek gelirlerle bütçe karşılanacaktır. Bu dönemde yıllık 180,000 kişilik istihdam yaratılması, doğrudan ve dolaylı yatırımlarla gayri safi milli hasılatımıza yaklaşık 8 milyar dolar ek bir katkı sağlanması ve ülkemizi 2,5 milyon ek turistin ziyaret etmesi beklenmektedir.
2. Dünya Kupaları
FIFA tarafından dört yılda bir düzenlenen futbol organizasyonudur. 1930 yılında düzenlenmeye başlanmıştır. 1942 ve 1946 yıllarında II. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamamış olan Dünya Kupası’na gitmek için dünya üzerindeki 200 millî takım iki yıl boyunca mücadele verirler. 19 kez düzenlenen turnuvanın en başarılı takımı kupayı 5 kez kazananBrezilya’dır. En son düzenlenen 2010 yılında turnuvayı final maçında Hollanda’yı uzatmalarda 1-0 yenen İspanya kazanmış ve tarihindeki ilk dünya şampiyonluğuna ulaşmıştır.
2.1. 2006 FIFA Dünya Kupası Almanya

Dünya Kupası maçlarının oynandığı şehirler
2006 Dünya Kupası başlamadan önce Kupanın bölgesel olarak yapacağı etkilerle ile ilgili bir çok analiz yayınlanmıştır, bu analizlere göre Dünya Kupası için 1-2 milyon yabancı turistin geleceği ve 6 milyar euro gelir getireceği hesaplanmıştı. Bu hesaplar dahilinde 2 milyar ile 10 milyar euro arasında bir gelir büyümesi ve 10.000 kişilik bir istihdam oluşacağı öngörülmüştü. (Ahlert 2000, Capital 2006, Deutsche Industrie und Handelskammer 2006, Deutsche Postbank AG 2005a and b, 2006; Kurscheidt 2004). 2001 yılından 2007 yılını kapsayan işsizlik analizinde 2001 yılından 2006 yılına kadar işsizlğin artış gösterdiği ancak 2006 yılı ile birlikte düşüşe geçtiği görülmektedir.

İşsizlik Oranın Maçların oynanıp-oynanmayan bölgelere göre dağılımı

2.1.1. Ev Sahibi Ülkelerin Ekonomilerine Dünya Kupası’nın Katkısı

Yıl Ev Sahibi Kupa Yılı Fark İzleyen Fark
Ülke Kupa Öncesi Büyüme (%) Büyüme(%) (%) Yılki Büyüme (%)
1970 Meksika 5,5 6,9 1,4 4,2 -2,7
1974 Batı Almanya 0,6 0,2 -0,4 -1,3 -1,5
1978 Arjantin 8,7 -3,4 -12,1 7,1 10,5
1982 İspanya -11,3 1,2 12,5 1 -0,2
1986 Meksika 2,1 -3,7 -5,8 1,8 5,5
1990 İtalya 3,4 2,05 -1,35 1,7 -0,35
1994 Amerika 2,1 3,5 1,4 1,4 -2,1
1998 Fransa 2,2 2,21 0,01 3,5 1,29
2002 Kore-japonya 4,1 6,3 2,2 6,2 -0,1
2006 Almanya 1,2 3,9 2,7 5,7 1,8

Ancak 2006’da Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası diğer dünya kupalarına göre diğer ülkelerde yaptığı etkiyi yapmamıştır. Bunda Dünya Kupasının Almanya’nın bölgesel olarak gelişimi tamamlamış bölgelerinde gerçekleştirilmiş olmasının etkisi büyüktür. Detaylı olarak incelendiğinde gelişmiş bir ülkede bile Dünya kupasının halkın refah seviyesinde ve dünya görüşünde sayısallaştırılamayan bir yükselmeye neden olduğu görülmektedir buda büyük uluslar arası organizasyonların gelişmekte olan ülkeler için bir ekonomik gelişme basamağı olduğunu göstermektedir.
2.2. 2010 Dünya Kupası Güney Afrika

Maçların oynandığı statlar
2010 Dünya Kupası uluslar arası bir organizasyon ile Güney Afrika’nın kapasitesinin tanıtılması açısından başarılı bir örnektir. FIFA’nın bölgesel organizasyon komitesine göre statların inşası, ulaşım ve diğer masraflar 825 milyon dolar iken elde edilen gelir 3.4 milyar dolardır (PEDRONCELLI 2010). Statların inşası ve ulaşım masrafları devlet tarafından karşılanmıştır ancak bunların uzun vadeye kalmadan kar amaçlı yatırımlar olduğu görülmüştür.
2010 Dünya Kupası’nda Güney Afrika’nın elde ettiği gelirlerin büyük çoğunluğu uluslar arası turistlerin kısa dönemde ekonomiye ve istihdama yaptığı etki ile açıklanabilir. Şüphesiz gelen turistlerin bu okyanus ötesi ülkede günübirlik kalmadıklarını düşünürsek, konaklama bölgelerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu amaçla kaliteleri 1’den 5 yıldıza kadar olan otel sayısı 51027’den 65872’e yükselmiştir. Bu binaların inşasında 22.000 kişiye istihdam sağlanmış toplamda 159.000 kişiye iş sağlanmıştır. İstihdam sadece kentsel alanlardan değil kırsal alanlarda da sağlanarak denge sağlanmıştır.
2007 yılında yapılan tahminlerde 230.000 turist sayısı aşılarak kupa boyunca Asya, Avrupa ve Afrika’dan toplam 380.000 turist sayısına ulaşılmıştır. Gelen turist sayısının beklentileri aşmasına rağmen güvenlik açısından sadece Dünya Kupası’nın başlamasına haftalar kala Togo milli takımına yapılan terör saldırısı sıkıntı oluştursada, kupanın geri kalanın sorunsuz geçmesi Güney Afrika’nın dünya çapındaki imajı açısından olumlu bir etki yapmıştır.
Bölgesel olarak baktığımızda, Cape Town turizm ofisi değerlerine göre Dünya Kupasının ilk haftasında turist sayısında %34, ikinci haftasında ise %40’lık bir artış olduğu belirtilmiştir. Ülkedeki havaalanı bulunan Johannesburg, Cape Town, Durban bölgelerine inen yolcu sayısı ortalama 126’dan 132’e çıkmıştır ve uçuşlar %100 kapasite ile gerçekleşmeye başlamıştır. 9 Haziran 11 Temmuz tarihleri arasında toplam 90.000 kişi ülkeye havayolu ile giriş yapmıştır.

Havaalanlarına inen yolcu sayıları

Otel kiralama oranları
Guateng bölgesindeki otellerin dolu olmasının nedenini maçların oynandığı stadyuma en yakın bölge olması ile açıklayabiliriz.
Kupayı düzenleyen ülkeler dışında Dünya Kupası’nı kazanan ülkelerin şampiyonluk sonrası ekonomilerine bakıldığında önemli gelişmeler yaşandığı görülüyor. Ülkelerin makro göstergelerinden hareketle oluşturduğumuz aşağıdaki tabloları incelediğimizde birkaç istisna dışında Kupayı kazanan ülkenin de, kupayı organize eden ülkenin de ekonomilerinde büyümeler gözlemleniyor.

2006 yılında Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nda kupayı kazanan İtalya’da ekonomik büyüme şampiyonluk yılında iki kattan fazla oldu. 2005 yılında binde 65 oranında büyüyen İtalya, bir sonraki yıl yüzde 2.03 civarında büyüdü. Şüphesiz bu büyümede dünya ekonomisindeki olumlu konjonktürün de olumlu etkisi vardı ama bu sportif performans İtalyan liginin de gelirlerini önemli ölçüde artırdı.

2002 yılında Kupa’ya uzanan Brezilya’da da benzer bir gelişim yaşandığı görülüyor. 2001 yılında yüzde 1.3 büyüyen Brezilya ekonomisi, kupayı kazandığı yıl yüzde 2.65’lik bir büyümeye ulaştı. 1998 Dünya Kupası’nı kendi evinde düzenleyen ve kupayı kazanan Fransa’nın da bu büyüme trendini yakaladığı görülüyor. Şampiyon olduğu yıl yüzde 2.21 büyüyen Fransa bir sonraki yıl büyümesini yüzde 3.54’e ulaştırdı.

Aynı şekilde 1986’da kupayı kazanan Arjantin’in, 1990’da şampiyon olan Almanya’nın ve 1994’te dördüncü kez bu kupayı kazanan Brezilya’nın ekonomilerinde önemli büyüme yaşadıkları aşağıdaki tablodan ortaya çıkıyor.

2.3. Kupayı Kazanan Ülkelerde Ekonomik Büyüme

Ülke Kupayı 1 Yıl Önceki Kupayı Aldıktan
Aldığı Yıl Büyüme(%) Sonraki Yıl Büyüme(%)
İtalya 2006 0,65 2,03
Brezilya 2002 1,31 2,65
Fransa 1998 2,21 3,54
Brezilya 1994 4,92 5,85
Almanya 1990 3,91 5,72
Arjantin 1986 -6,95 7,14

 

Yayınlayan

Faik Köktemir

Küçükken sıklıkla nah çektiğim için bugün şehir plancısı oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir