Şehir Planlamada Sürdürülebilir Stratejiler

Giriş
Modern şehirlerin sürdürülebilir gelişimi, sakinler  inin ihtiyaçlarını tamamen karşılamayı hedefleyen güzel, sağlıklı ve ekolojik şehri yaratmak için önemli bir görevdir. Kentsel çevre ve yaşam kalitesini arttırıp, ayrıca kent ve doğal çevreler arasındaki dengeyi korumak için bu hedefe memur ve vatandaşların çabalarıyla ulaşılmalıdır. Dünyada şehirlerin sürdürülebilir gelişime geçmesi henüz yirminci yüzyılın sonunda başlamıştır. Birleşmiş milletler sistemi içerisinde, sürdürülebilir gelişime geçişe katkıda bulunan UN-HABITAT , UEF ve UNEP gibi kuruluşlar vardır.
Yirminci yüzyılın ortalarına kadar, çevre kirliliği, aşırı nüfus artışı, ormanların tahribi ve su kirliliği gibi uyarı işaretlerine rağmen yeşillendirme çalışmaları için hiçbir adım atılmadı. İnsanlığın önemli yenilenemez kaynakların tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalması ve küresel çapta bir ekolojik krizin ilk belirtilerinin ortaya çıkışı yirminci yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşti. İnsanlık, ekolojik sorunlara, köklü değişimlere ve sürdürülebilir gelişime geçişe kafa yormaya başladı.
Sürdürülebilir gelişim fikri eşsiz ve yenilikçi olmasının yanı sıra, doğaya yaklaşımımızı yeniden gözden geçirmeyi de gerektiriyor: kişi, kaynakların sınırlı olduğunun ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için onları muhafaza etmenin gerekliliğinin farkına varmalıdır. Küresel çapta ülkelerin ekolojik sorunların çözümlendirilmesine ihtiyacı var, bundan dolayı sürdürülebilir gelişime geçiş önem arz ediyor.

Sürdürülebilir mimariyi bekleyen zorluklar
Ekoloji merkezci düşüncenin benimsenmesi ile birlikte, insanlar ekolojiyle uyumlu bir ekonominin tanımını yapmaya başlıyor. Yaşamlarımızı yeşillendirip, sürdürülebilir gelişime geçişi mümkün kılacak olan şey ekonomidir. Sürdürülebilir gelişime geçiş süreci bizi belli başlı sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. Bunların ilki, gelenekselleşmiş insan merkezli düşünceyi, ekoloji merkezli düşünceyle değiştirme ihtiyacıdır. İkincisi, sürdürülebilir gelişimin gerçekleşmesi savaş ve eşitsizlik durumlarında imkansızdır. Üçüncüsü, insanlık, ekolojik olmayan teknolojilerin yerine ekolojik alternatifler geliştirmek zorundadır. Ana sorun, sürdürülebilir gelişime geçiş için uygun stratejiler üretmektir zira bu, gittikçe artan sayıda araştırmacının projeye dahil edilmesini gerektiren bir süreçtir.
İnşaat ve tasarım, sürdürülebilir gelişimde kayda değer neticelere ulaştı. Örneğin, yeşil bina tasarımı, çeşitli bölgelerde eğitimli mühendislerle birlikte çalışarak mimari çözümler bulmayı hedefliyor. Bu sayede sürdürülebilir mimariye daha entegre bir yaklaşım oluşturulmasına katkıda bulunacak. Benzer şekilde, mimarlar, peyzaj mimarları, mühendisler ve şehir plancıları da sürdürülebilir gelişimi sağlamada ve daha yüksek bir yaşam kalitesi için gerekli koşulları oluşturmada önemli rol oynuyor.

Şehir planlamada sürdürülebilir stratejiler
Sürdürülebilir şehirler oluşturmak için, insan kaynaklı araziler azaltılıp, kirletilmiş bölgeler eski doğal hallerine geri döndürülmelidir. Ancak arazilerin kurtarılması, kompleks, hatta kentsel bölgenin ve nüfusun büyüklüğüne bağlı olarak imkansız bile olabilir. Kentsel bölgeleri yeşillendirerek, yepyeni ve doğayla içiçe biyopozitif tesisler kurmak mümkündür. Doğa, biyopozitif nesneleri ( binalar, yapılar, yerleşim yerleri) , doğal yapılar olarak kabullenip kademeli bir şekilde dengeyi oturtacak ve doğanın insanlar tarafından yıkıma uğratılmasını önleyecektir. Dolayısıyla, karşılaşılan zorluk, şehirlerin sürdürülebilir gelişimi ve yeniden iskan bölgelerinin ekolojikleştirilmesi zorluğudur.
Meskun bölge ve mahallelerin tasarımı ve planlanması, elverişli bir kentsel çevre oluşturulurken dikkatle uygulanmalıdır. Sosyal, mimari, sanatsal, ekonomik ve hijyenik gibi farklı gereksinimlere nasıl yaklaşılacağı bir diğer önemli noktadır. Sosyal gereksinimler, gerekli ağların kurulmasını ve binaları en uygun kullanıma elverişli kılacak şekilde inşa etmeyi hedefler. Mimari-sanatsal çözümler, bir bölgenin çevresiyle birlikte bütünlüğü yakalamasını hedefler. Ekonomik gereksinimler, bölge arazilerinin en uygun şekilde kullanılmasını hedef alır. Hijyenik gereksinimler ise, sürdürülebilir kentsel bölgeler için daha da fazla önem teşkil eder: verimli yalıtım sistemlerinin kurulması ve elverişli hava koşullarının sağlanması.

Sürdürülebilir mimarinin metodolojik prensipleri
Sürdürülebilir mimari, sürdürülebilir gelişim doğrultusunda estetik, sosyo-ekonomik, teknolojik ve doğal gereksinimlerin bütünlüğünü temsil eden mimaridir.
Mimar ve mühendisler, ekolojik sürdürülebilir mimarinin gelişimine iki farklı bakış açısıyla yaklaşır. İlk yaklaşım, mimariye enerji verimliliği, akıllı bina yönetimi ve en yeni materyallerin kullanımı gibi konularda en son teknolojinin kullanılması üzerine olan yaklaşımdır. İkinci yaklaşım ise hem güç tüketimi ve kaynak koruma üzerine mimar çözümlerin uygulanmasını hem de mekanik mühendislik sistemlerinin yerine doğal mühendislik sistemlerinin kullanımını maksimuma çıkarmayı hedef alan yaklaşımdır.
Sürdürülebilir gelişim konsepti, mimari mühendisliğinde yeni metod ve prensipler oluşturulmasına olanak sağlar. Bir yapının enerji tasarruflu mimarisi bu metodlar sayesinde meydana gelir. Enerji tasarruflu yapıların tasarımından elde edilen tecrübelerin üzerine yapılan analizlere baktığımızda, bir çok gereksinim sıralayabiliriz:
⦁ Kentsel gereksinimler: Çevrelenmiş bahçe tasarımları; binaların belirlenmiş konumlara uygun biçimde düzenlenmesi; peyzaj tasarımı;
⦁ Ekolojik gereksinimler: çevreye uyumlu materyallerin kullanımı; doğayı korumak adına israfsız, geri dönüşümlü binalar; inşaat mühendisliği için alternatif enerji kaynakları; sıcak iklimde dikey bahçeciliğin maksimum uygulanışı;
⦁ Mimari ve planlama gereksinimleri: derlitoplu planlama tasarımı ve cephe görünümünün düzensiz olmasının engellenmesi; bir binanın zıt cephelerine tampon bölge uygulanması; büyük ölçekli yapıların tasarımı; bina kabuğu alanı ile bina alanı arasındaki en uygun bağlantının hesaplanması; bina kabuğu alanı ile pencere boşluğu alanlarının arasındaki en uygun bağlantının hesaplanması
⦁ İnşaat gereksinimleri: verimli termal yalıtım materyallerinin kullanımı; üç katmanlı bina kabuğu kullanımı; inşaat sırasında yerel materyallerin kullanımı;
⦁ Mühendislik gereksinimleri: hem aktif hem de pasif enerji sistemlerinin kullanımı; sıcak su sağlayan termal borularının havalandırma sisteminin mekanik dışatım sistemi ile sağlanması; sıcak su sisteminin bodrum katındaki makine odasından merkezi olmayacak biçimde sağlanması;

Sürdürülebilir mimarinin geliştirilip kurulduğu bazı alanlar şunlardır: bilimsel araştırmalar, pilot projeler, normatif düzenlemeler, eğitimsel aktiviteler, tasarım ve inşaat ve yaşam döngüsü takibi. Bu alanlardaki uzmanların aktiviteleri, her alanın kendi metodolojisini ve problem-çözme prosedürünü oluşturarak sürdürülebilir mimariye katkıda bulunmasını sağlar.

Metodolojik prensiplerin mimari tasarıma uygulanması
Yukarıda anlatılan yapıların tasarımında sürdürülebilir mimari prensiplerinin metodolojisini örneklendirmek için, Gaziantep’teki enerji tasarruflu okul projesine değinilebilir. Proje, 2014’de uluslararası enerji tasarruflu projeler yarışmasına sunulan makalenin yazarları tarafından oluşturuldu. Okul binası, bölgenin iklim koşulları ve binanın göreceği işlevler de göz önüne alınarak tasarlandı.
Binanın enerji tasarrufu açısından öne çıkan özelliklerinden biri de, binanın yarım kat gömülü şekilde tasarlanması, bu şekilde de mimari alana ve çevre bütünlüğüne katkıda bulunmasıdır. Bahsedilen bütünlük, çocuklara eğlence alanı olarak hizmet veren bir yeşil çatının tertip edilmesiyle sağlanıyor. İhtiyaç duyulan hatırı sayılır büyüklükteki cam alanı da, taşınabilir perdeler ve hafif maddelerden yapılan ışıktan koruyucu çadırlar gibi güneşten koruyucu sistemlerle dengeleniyor. Tepedeki lambaların altına yerleştirilen bu çadırlar binayı aşırı ısınmaktan koruduğu gibi, güneş panellerini de doğru eğiklik açısıyla destekliyor. Binada basınçlı havayla ısıtma sistemi olduğundan menfez kutusu ve havalandırma sistemiyle ilgili de önlemler alınmış durumda. Sistem, en az %85 verimlilik oranıyla elde ettiği temiz havayı dışatım havasıyla ısıtabiliyor. Buna ek olarak, temiz havanın ilk ısıtma işlemi için, hava, bir yer ısı değiştiricisinden geçiriliyor ve işlem sırasında enerji aktarımı yapıyor. Bu sayede ısıtma masrafları azaltılıyor.
Kısa vadede ısıtma sisteminin istenilen niteliğe ulaşması için ise bir ısı önısıtıcısı kullanılıyor. Isı depolamak için ısı tankları, ısı tanklarının güç ihtiyacı için de çatıya yerleştirilen güneş panelleri kullanılıyor.
Sıcak iklime ve kurak yazlara sahip her güney bölgesinde olduğu gibi Türkiye’de de havayı nemlendirmek adına bahçelerde yeşil alanların içerisinde dekoratif havuzlar, çeşmeler ve fıskiyeler kullanılıyor. Daha önce bahsettiğimiz metodolojik prensiplerin doğru kullanımı Gaziantep’deki bahsettiğimiz okulu sürdürülebilir mimarinin bir örneği haline getiriyor.

Sonuç
Sürdürülebilir bir biçimde gelişmiş bir ülkede ön planda konforlu, ekolojik, estetik görünümlü, sürdürülebilir mimari çevre yaratma problemi vardır. Yeşil binalar ve mimari projeler ekosisteme kusursuz bir biçimde uyum sağlar zira ekosistem onları doğanın bir parçası olarak kabul eder. Böyle bir çevre, insanlara yüksek yaşam kalitesi sağlar ve doğal çevreyle de ekolojik bir denge içerisindedir.
Sürdürülebilir mimari, sürdürülebilir kent gelişimiyle ilgili tüm sorunlara çözüm getirir, örnek vermek gerekirse;
⦁ Sürdürülebilir mimarinin temel prensipleri: binaların ve yapıların ekolojiye uygun hale getirilmesi; enerji tasarruflu mühendislik projelerinin tasarım sürecine entegrasyonu;
⦁ Sürdürülebilir mimari, sosyal, ekonomik ve ekolojik faydalar sağlar.Sürdürülebilir şehir plancılığı, doğaya verilen zararı azaltır, doğal kaynak tüketimini minimize eder, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırır ve bu sayede işletim maliyetini düşürür,
⦁ Enerji tasarruflu yapılarda yeşil materyallerin kullanımı arttırılır ve israfsız geri dönüşüm imkanları da buna paralel olarak artar.
Sürdürülebilir kent gelişimi bir bütün halinde yaklaşımi gerektirir, bu da şehir planlama örgütlenmesinin şu kümesiyle ifade edilir: meskun bölge – mahalle – konut. Her bir ayrı şehir planlama birimi, sürdürülebilir mimarinin inşası üzerine farklı metodolojik prensiplere sahiptir.

Please follow and like us:
error

Yayınlayan

Faik Köktemir

Küçükken sıklıkla nah çektiğim için bugün şehir plancısı oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.