Yerel Olanak Bölgelerinize Kucak Açın


Birçok şehir plancısı Olanak Bölgeleri’ne (Opportunity Zone) şüpheyle yaklaşıyor. Ancak işin aslı nedir?

Birçok şehir plancısı Olanak Bölgeleri’ne (Opportunity Zone) şüpheyle yaklaşıyor.2017 vergi yasasının bir parçası olan bu federal girişim henüz hazırlık aşamasında, ancak çoğu kişi şehirlere büyük etkisi olacağı konusunda hemfikir.Uzun süre Brookings Institution’da görev yapmış Bruce Katz şöyle söylüyor: “Yatırımcılardan gelen kayda değer ilgi dikkate alındığında, bu yeni teşvikin özel sermayeden yüz milyarlarca doları kendine çekerek ABD tarihindeki en büyük ekonomik kalkınma girişimlerinden biri haline gelmesi mümkün.”

Strong Towns kurucusu Charles Marohn da yakın zamanda Facebook hesabından şu yorumda bulundu: “Bu sermayenin sıkıntılar yaşayan mahallelere fourplex evler yapılmasında kullanılacağı hayali hoşuma gidiyor ancak GYO benzeri bir oluşumun yat kiralarından elde ettiği kârı, halka metrekare üzerinden satış yapmak üzere akıtması ve bir apartman monokültürü oluşturması çok daha muhtemel duruyor.”

Öte yandan Olanak Bölgeleri, geçmişteki büyük çaplı federal kalkınma programlarından birçok açıdan farklı, dolayısıyla şehir plancıları bu programı göz ardı etmeden önce detaylıca incelemeli.İlk olarak basit bir tanım yapalım: Her eyalette ve çok sayıda şehirde oluşturulması tasarlanmış 8700 Olanak Bölgesi var.Bu bölgeler, düşük-orta gelirli şehir ve kırsal alanları hedefliyor.Federal hükumet, kazançlarını Olanak Bölgesi fonuna taşıyan yatırımcıların sermaye kazançlarına büyük bir vergi indirimi uyguluyor.Fakat yatırımlar için zaman azalıyor zira vergi indirimi içeren bu uygulama 2026’nın bitimiyle birlikte sona erecek.

Peki Olanak Bölgeleri’ni farklı yapan ne ? Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ekonomi eski başdanışmanı Jared Bernstein geçtiğimiz günlerde The Washington Post‘taki yazısında şöyle yazdı: “James Baldwin’in 1960’ların kentsel yenilenmesini “Zencilerin Uzaklaştırılması” olarak nitelemesi boşuna değildi.Fakat o dönemin federal projelerinin aksine, Olanak Bölgelerinin ve yatırım fonlarının yerel kuralları çiğnemek gibi bir gücü yok.” Bu kritik bir nokta: Eğer bir Olanak Bölgesi’nde “apartman monokültürü” benzeri kötü planlanmış bir kalkınma gerçekleşiyorsa, bu, federaller oraya buldozerlerle akın ettiğinden dolayı değil, yerel kurallar buna izin verdiği yahut desteklediği için gerçekleşiyordur.

Neticede, belediyeler, insiyatif kullandıkları takdirde bu fonları yönlendirerek potansiyeli maksimize etme gücüne sahiptir.Katz, Evan Weiss’la birlikte yazdığı raporda buna şöyle değindi: “Şehirler, yatırımları geçmişten beri dezavantajlı kalmış bölgelere yönlendirmek için kamu kaynaklarını kullanabilir.Şehirler, her bir Olanak Bölgesi’nin bölge sakinlerine odaklanan ve kamu ödeneği gereken her işte şeffaflık gerektiren bir kalkınma politikasına bağlı kalmasını sağlamalıdır.Şehirler gerektiğinde daha ileri gidip azınlık mülkiyeti,konut mülkiyeti ve makul fiyatlı konutları destekleyerek kapsayıcı büyümeyi geliştirebilir.

Olanak Bölgeleri’ni diğerlerinden ayıran ikinci önemli nokta da, yatırımların güçlük çıkarmadan büyüyüp küçültülebilmesidir.Incremental Development Alliance’ın kurucusu John Anderson’a göre, ufak çaplı bir imarcının bile Olanak Bölgeleri’nin bürokratik engellerini aşması oldukça kolay. “Bu program federal,eyalet yahut yerel kadroların bir programı değil, federal vergi yasasındaki bir değişiklik.” diyor Anderson, “Yeni düzenlemeleri okuyan bir imarcı, yatırımcılarına vergi yardımı sağlamak isteyip istemediğini kolayca hesaplayabilir.” Bir projeye Olanak Bölgesi fonu oluşturmak için tek yapılması gereken bir vergi dairesi formu (IRS) doldurmak.Yatırımlar düşük sermaye gelir havuzuna sahip kişilerden de, bölgeye yatırım yapmakta çıkar gören yüksek servet sahiplerinden de gelebilir.

Anderson’ın dediğine göre, Olanak Bölgeleri, yerel sermayenin küçük yerel işletmecilere yatırımı konusunda mükemmel bir iskelet sunuyor. “İşte şehir plancıları için bir çalışma.Yaşadığınız bölgedeki Olanak Bölgeleri’ni kapsayan sayım bölgelerinin sınırlarını bulun.Dışarı çıkın ve mahallenizde dolaşın, en azından yarım düzine kadar boş veya yetersiz kullanılmış parsel bulacaksınız.Yerel bölgelendirilmeyle birlikte oralara neler inşa edilebileceğini düşünün.”

Anderson, büyük vergi indirimleriyle birlikte Olanak Bölgeleri’nin maliyetleri düşüreceğini ve daha önce mümkün olmayan bazı projeleri mümkün kılacağını söylüyor. “Mahallelerde onlarca yıl kronik yatırım eksikliği çeken makul projeler, on yıl boyunca proje içinde kalacak ve yalnızca yüzde 5’lik iç verim oranı isteyen özel sermayeye sahip olabilecekse, bunun iyi olduğunu düşünüyorum.”

Anderson ve diğerleri, bu program üzerinden pollyannacılık yapmıyorlar zira proje çok büyük ve merkezi bir kontrole sahip değil.Emlak ve işletmelerde meydana gelen zararlı gelişmelerin hepsi Olanak Bölgeleri’nde de gerçekleşebilir.Bu kalkınma, elbette, tipik bir kalkınmanın yaptığından daha çok düşük-gelirli bölgelere odaklanacak.Katz ve Weiss’a göre yararı maksimize edip zararı minimize etmenin en iyi yolu yerel liderlerin insiyatif kullanması. “En geniş tanımıyla şehirler -yerel hükumetler,kentsel kurumlar,sivil önderler- , Olanak Bölgeleri şehir ekonomisinin sürdürülebilir ve geniş çapta büyümesine zarar vermeye başladığı takdirde kesin bir biçimde harekete geçmelidir.”

Katz ve Weiss, şehirlerin kendi yerel Olanak Bölgeleri’nin pazar potansiyeli konusunda uzmanlaşmalarını teşvik ediyor. “Pazardaki sürtüşmeleri azaltmak için, şehirler kendi ekonomileri ve Olanak Bölgeleri konusunda güvenilir bilgi kaynakları olmalıdır.Her şehir, her bir Olanak Bölgesi’nin pazar gücünün ve potansiyelinin neyden kaynaklandığını kesin bir biçimde ortaya koyabilmelidir.

Bu, Anderson’ın önerisinin belediyesel versiyonu.Olanak Bölgelerinizi tanıyın.Ayrıca, bu bölgelere en iyi kalkınmayı getirecek planlarınız olsun.Bu planlar altyapı da dikkate alınarak yapılmalı ve “yüksek kalitenin performans ve sürdürülebilir standartlarla buluşması” sağlanmalı.Weiss ve Katz yağmur sularından ve atık sulardan bahsediyor ama ben sokakların daha da önemli olduğunu düşünüyorum.Sokaklar yürünülebilirlik için, yürülünebilirlik de ekonomi,çevre,sağlık ve güvenlik için hayati öneme sahip.

Şehirlerde Olanak Bölgeleri aşağı yukarı mahallelerin büyüklüğüne göre hesaplanıyor.Bunlar somut bölgeler dolayısıyla sokaklar gibi somut altyapılardan etkileniyorlar.Yani şehir plancılarının yolunun tam üstünde duruyorlar.Büyük sermayenin bu programı manipüle etmesinden şüpheliyseniz bile, gerçek şu ki, Olanak Bölgeleri artık hayatımızın içinde ve şehirler ile kasabaların önümüzdeki yıllarda nasıl büyüyeceğini onlar belirleyecek.Yazarların da belirttiği gibi, şehir plancılarının,yerel memurların ve imarcıların bunun üzerine yapabilecekleri çokça şey var. Yeni şehir plancıları Olanak Bölgeleri’nin başarısı üzerinde büyük pay sahibi olabilir.Zira Anderson’ın da belirttiği gibi, şehir plancıları dikkate değer yerlerin inşası için gerekli olan know-how’a,içbakışa ve beceriye sahipler.Tıpkı belediye memurları gibi, yeni şehir plancıları da bu programın mevzuatını geç kalmadan öğrenmeli.

Please follow and like us:
error

Yayınlayan

Faik Köktemir

Küçükken sıklıkla nah çektiğim için bugün şehir plancısı oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.